Şuanda hayatımın en güzel işini yapıyorum. Ben bunun için doğduğuma inanıyorum. Sonuna kadar da devam ettirmeyi düşünüyorum.

"Pınar Kaftancıoğlu, kurduğu bu çiftlikle hem yöre insanına istihdam sağlıyor hem de doğal ürünlerinin verdiği gönül rahatlığıyla gelecek nesillere sağlıklı bir yarın bırakmayı hedef alıyor."

Kalabalık, gürültü, birbiri içine geçmiş plazalar, sağlıksız beslenme, kirli hava, trafik, karmaşa… Bütün bunlar aslında hiç de yabancı olmadığımız ortak bir manzarayı tamamlıyor. İstanbul…

İstanbul’da yaşayan insanların çoğu bu şehirden kaçmak istiyor fakat dolaylı veya dolaysız yollardan bu isteği gerçekleştiremiyor. Kaçıp gitmek, sessiz sakin bir yere yerleşmek çoğumuz için hayal ya da ilk uzun tatilde yapılacak olan planların tesellisi olarak kalıyor.

Fakat Pınar Kaftancıoğlu için durum öyle olmamış... 1997 yılında aldığı bir kararla İstanbul’dan tüm eşyalarını toplayarak hayalini kurduğu Ege’ye doğru yola çıkmış. Pınar Kaftancıoğlu için insanlarını, kültürünü, yaşam tarzını, eğlencesini ve dinginliğini sevdiği Ege hayali, iş hayatından yakasını kurtardığı anda gerçekleşmeye başlamış.

Pınar Kaftancıoğlu’nun Ege hayatı, Kuşadası’nda geçen birkaç yıl ve ardından Aydın-Nazilli’de doğal kaynak suyu fabrikasını işlettiği "BillurSu" yılları ile devam ediyor. Sonrasında kızı İpek doğuyor. İşlerin stresinden bunalıp fabrikayı bölgenin en büyük şirketlerinden birine devrederek otuzlu yaşların sonunda emekliliğini ilan ediyor. Yatırım amaçlı aldığı birkaç tane zeytinlik ve aileden kalma birkaç dönüm bakımsız arazi ile hayalini kurduğu yaşantının peşinden gitmeye başlıyor.

Sonunda Ocaklı Köyü’nde, Gireniz Çayı kıyısında beş dönümlük araziyi ıslah etmeye ve şu an yaşadığı çiftlik evini inşa ettirme kararı alıyor. Taş evin inşası devam ederken kendisi ve yardım aldığı komşularıyla beraber irili ufaklı arazilere çekidüzen vermeye başlıyor. Tarlaları ekime uygun hale getirmek için düzenleme çalışmaları, inek gübreleri ve dağ köylerinden gelen fidanlar ve tohumları ekiyor. Tarlanın ilk ürünleri çıkmaya başladığında yaşadığı mutluluğu tarif edilemez olarak görüyor ve kızı İpek’in kavanozda organik etiket bulanan yiyeceklere mahkum olmadığını söylüyor. Artık Pınar Hanım için çiftlik hayatı başlamış bulunuyor; inekler, tavuklar, zeytinler, zeytinyağları, tarlasında yetişen birçok ot… Her şey tam da istediği gibi oluyor. Fakat biraz fazla oluyor.

Pınar Kaftancıoğlu, bir müddet sonra çiftlikte arttıkça artan ürünlerin kendine fazla geldiğini ve kimyasal katkı maddeleri kullanmadığı için erken çürüdüğünü söylüyor. İlk başlarda çiftlik içerisinde tüketime yönelik önlemler alsa da ürünlerin fazlalığından dolayı pek başarı sağlayamıyor. Para kazanma gibi bir derdi olmadığından dolayı toptancıların verdiği az rakamlara sitem ederek o fikirden de vazgeçiyor. İstanbul’da yaşayan arkadaşlarına kolilerle ürün göndermeye başladıktan sonra arkadaş çevresi etrafında genişleyen çiftliğin ünü dilden dile yayılarak kısa zamanda efsane oluyor.

Ürünlerini kime gönderse övgü dolu mailler aldığını söyleyen Pınar Hanım bu durumu şöyle özetliyor;

"Kendimi övmeyi yakışıksız bulsam da işimle övünmekten kaçınacak değilim. Çiftlik çok kısa sürede resmen efsane oldu! Talepler arttı ve farklılaştı. Başta sadece sebze ve meyve gönderirken ricaları kırmayıp, köy ekmeğinden yufkaya, turunç reçelinden tarhanaya kadar onlarca ürünü ‘yeni arkadaşlarımla’ paylaşmaya başladım. İşi ticarete çevirmek zorunda olmayışım benim ve ürünlerimin en büyük şansı. Büyük paralar kazanma veya inanılmaz karlar elde etme gibi dertlerim yok. Bu nedenle kimyasallar kullanarak beş tane elde ettiğin ürün yüz taneye çıksın diyen bir şeytanım olmadı. Burası organik ürünlerin satıldığı bir internet sitesi değil. İyi mi kötü mü bir şey söylemiyorum fakat ‘organik ürün’ yeni ve tuhaf bir sektörün etiketi oldu."

Sonuç olarak "İpek Hanım’ın Çiftliği" bölgesinin doğal kaynaklarından beslenen, içerisinde yaşadığı halk ile beraber, kazan-kazan sisteminin güzel ve nadide örneklerinden biri haline geliyor. Pınar Kaftancıoğlu’nun kurduğu bu çiftlik, hem yöre insanına istihdam sağlıyor hem de doğal ürünlerinin verdiği gönül rahatlığıyla gelecek nesillere sağlıklı bir yarın bırakmayı hedefliyor.

Rahşan Tan & Leslie K. Mori

2014 Yılı Türkiye'nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi

Başak Taşpınar Değim

2014 Yılı Türkiye'nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi